Yenileniyoruz!
 
AnasayfaAnasayfa  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Namaz Nedir ?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Xio
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 2820
Başarı Puanı Başarı Puanı : 1018802
Rep Puanı Rep Puanı : 5008
Bölümü Bölümü : Forum Yönetimi / Turko Board Kurucusu / Asıl Admin
İş/Hobiler İş/Hobiler : Turko Board | Kurucu
Lakap Lakap : Niomi

MesajKonu: Namaz Nedir ?   Ptsi Ocak 25, 2010 9:30 am

· Ezan ve kamet nedir?
Ezan, farz namazlarının vaktinin girdiğini belli sözlerle ve özel bir şekilde ilan etmek, bildirmek demektir.

Namaz
Mekke döneminde farz kılınmakla birlikte, ezan hicretten sonra
uygulamaya konulmuştur. Medine’ye hicretten sonra, Mescid-i Nebevî’nin
inşası tamamlanıp düzenli bir şekilde cemaatle namaz kılınmaya
başlanınca, Hz. Peygamber vakitlerin girdiğini duyurmak için ne
yapılabileceğini arkadaşlarıyla görüşmüş, o esnada Hz. Peygamber’e
vahiyle, ayrıca sayıları yirmiye kadar ulaşan sahabiye rüyalarında
bugünkü ezanın şekli öğretilmiştir. Hz. Bilal tarafından sabah
namazında, yüksekçe bir evin damında okunarak uygulamaya konulmuştur.

Ezan,
Müslümanlığın şiarı haline gelmiş müekket bir sünnettir. Ezan
aracılığıyla halka hem namaz vaktinin girdiği ilan edilmekte, hem de
Allâh’ın büyüklüğü, Peygamberimizin O’nun kulu ve elçisi olduğu ve
namazın kurtuluş yolu olduğu ilan edilmektedir.

Kâmet
ise, farz namazlardan önce, namazın başladığını bildiren ve ezan
lafızlarına benzeyen sözlerdir. Ezandan farklı olarak, “hayya
ale’l-felâh” cümlesinden sonra, “kad kameti’s-salât” cümlesi eklenir.
İster cemaatle, isterse tek başına kılınsın, erkeklerin her farz
namazdan önce kâmet getirmeleri sünnettir.

[ Yukarı Dön ]

· Kaza namazlarinda ezan ve kamet gerekir mi?
Ezan
ve kamet vaktin değil, namazın sünneti olduğu için kaza namazı kılarken
de ezan ve kamet getirmek sünnettir. Kamet getirilmeden kılınan namaz
geçerli olmakla birlikte, terk etmek uygun değildir.

Birden
fazla kaza namazı kılınacak ise, her bir namaz için ayrı ayrı ezan ve
kamet getirilmesi daha faziletli olmakla birlikte, başta bir kere ezan
okunup, her bir kaza namazı için ayrı kamet getirilmesi de mümküdür.



· Hoparlörle ezan okumak caiz midir?
Namaz
vakitlerini ilan olan ezanın, muayyen kalıplarını muhafaza ve ifade
etmek suretiyle, hoparlör veya hoparlörsüz okunması arasında dini
açıdan bir fark yoktur. Nitekim tarihi süreç içinde ezan ile amaçlanan
bu gayenin (ilan) sağlanması için İslâm alemi çeşitli arayışlar içine
girmişler ve Hz. Peygamber döneminde söz konusu olmayan minareleri inşa
etmişlerdir. Bu arayışların gayesi, ezan ile amaçlanan duyuru ya da
ilanın kapsam alanını genişletmektir. Hoparlör sesin kuvvetini artırıcı
bir alettir. Hoparlörden çıkan ses, aksi seda (yankı) değil; mikrofon
başında okuyan veya konuşan kişinin kendi sesidir. Bu itibarla, daha
uzaklardan duyulması için ezanın mikrofondan okunmasında dinen bir
sakınca yoktur.

· Ezan Arapça disinda baska dillerde okunabilir mi?
Ezan,
İslâm’ın değişmez bir simgesidir. Dünyanın neresinde olursa olsun,
Müslüman varlığının ve kimliğinin bir göstergesidir. Özgün dilindeki
şekliyle okunması gerektiği konusunda 15 asırlık bir gelenek ve ittifak
söz konusudur. Ezanın asıl amacı, vaktin girdiğini bildirip namaza
davet olduğundan değişik dilleri konuşan Müslümanların hepsine bu
davetin ulaştırılması, ancak yine hepsinin ortak bilincine hitap
etmekle olur ki, bu da ezanın bilinen asli lafızlarıyla okunmasıyla
gerçekleşir.

· Kaç vakit namaz vardir?
İslâm'ın
beş temel esasından biri olan namaz, günün belli zaman dilimleri
içerisinde yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Vakit, namazın
şartlarından biri ve farz olmasının sebebidir. Kur’an’da, “ Şüphesiz
namaz, mü’minlere belli vakitlerde eda edilmek üzere farz kılındı”
(Nisa 4/104) buyurulmaktadır. Bu nedenle, namazların vakitlerinden önce
kılınması caiz olmadığı gibi, vaktinden sonraya bırakılması da caiz
değildir.

Kur’an-ı Kerim’de beş vakit
namazdan söz edilmediği ileri sürülerek, günde beş vakit namazın farz
olmadığı iddia edilemez. Belirtmek gerekir ki, sünnet olmaksızın
Kur’an’ın doğru anlaşılması mümkün değildir. Kur’an’da namaz
vakitlerinin tamamının başlangıç ve bitiş zamanları açıkça
bildirilmediği gibi, nasıl kılınacağı da bildirilmemiştir. Namazın
nasıl kılınacağı ve vakitleri Hz. Peygamber tarafından belirlenmiştir:

Cebrâil,
Hz. Peygamber’e gelerek namazı bir defa ilk vakitlerinde, bir defa da
son vakitlerinde kıldırarak namazın vakitlerini göstermiş (Müslim,
Salât, 138); Hz. Peygamber de bunları ashabına bildirilmiştir (Müslim,
Mesacid ve Mevâdiu’s-Salât, 138). Asr-ı saadetten günümüze kadar da,
Hz. Peygamber'in gösterdiği gibi 5 vakit olarak kılınmıştır. Diğer
taraftan, namazla ilgili Kur’an ayetleri bir bütün olarak ele
alındığında, namazın beş vakit olduğu anlaşılabilir (bk. Bakara 2/238;
İsra 17/78; Rum 30/17-18).



· Kutuplar gibi vakitlerin tesekkül etmedigi yerlerde namaz nasil kilinir?
Vakit,
namazın şartı ve sebebi olduğundan, namaz vakitlerinden biri veya ikisi
oluşmayan bölgelerde bu namazların farz olmadığını ileri sürenler
çıkabilir. Ancak İslâm bilginleri, “vaktin, namazın şartı, sebebi ve
alameti olsa da, bu zahiren böyledir; namazın asıl sebebi ilâhî
hitaptır.” demişlerdir. Bütün Müslümanlar, bir günde yani 24 saatte 5
vakit namazla mükelleftir. Dünyanın belli bölgelerinde bazı vakitler
tam olarak oluşmasa da, meselâ kutuplarda 6 ay gece, 6 ay gündüz olsa
da, bir gün yine 24 saattir ve tarih değişimi de buna göre olmaktadır.
Bu sebeple, bir bölgede herhangi bir namazın vakti gerçekleşmiyorsa
veya tam olarak belirlenemiyorsa, namazlar takdir yapılarak kılınır.
Hz. Peygamber, bir hadislerinde, günlerin uzun olduğu kıyamet gününde
namazların takdir edilerek kılınması gerektiğini belirtmiştir (Müslim,
Kitabu’l-Fiten ve Eşrâtu’s-Sâat, 20). Bu da göstermektedir ki,
vakitlerin oluşmaması namaz kılmamak için bir gerekçe olarak kabul
edilemez.

· Namazlar cem’ edilmek (birlestirilmek) suretiyle kilinabilir mi?
Belirli
şartları taşıyan her Müslüman’a günde beş vakit namaz farzdır. Her
namaz kendi vakti içinde edâ edilmek üzere farz kılınmıştır. Nitekim
Kur’an-ı Kerim’de : “Namaz, müminler üzerine belli vakitlerde edâ
edilmek üzere farz kılınmıştır” (Nisa 4/103) buyrulmaktadır. Bu
itibarla normal şartlar içinde her namazın vaktinde kılınması gerekir.
Ancak geçerli bir mazeretin olması durumunda cem‘ yapılabilir.

Cem‘,
"İki namazı birleştirmek" anlamına gelen bir tâbir olup öğle ile ikindi
namazlarının öğle veya ikinde vaktinde; akşam ile yatsı namazlarının
akşam veya yatsı vaktinde birlikte kılınmasını ifâde eder.

Pek
çok sahih hadis; özellikle seferî iken öğle ile ikindi, akşam ile yatsı
namazlarının birleştirilerek kılınabileceğini öngörmektedir. İbn Abbâs,
"Rasulullah (s.a.v) Tebûk seferinde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı
namazlarını birleştirerek kıldı" demiştir. (Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn,
51, 53) Başka bir hadiste de, Rasulullah'ın Medine'de (yolcu olmadığı),
korku ve yağmur bulunmadığı halde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı
namazlarını birleştirerek kıldığı rivayet edilmiştir (Müslim,
Salâtü'l-Musafirîn, 54).

Bu itibarla,
öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazları, alışkanlık haline
getirilmemek ve geçerli bir mazerete dayanmak kaydıyla, hem takdim hem
de tehir biçiminde (birini diğerinin vaktinde) cem edilerek bir arada
kılınabilir.

Namazları birleştirerek kılacak kişi, bu namazları peş peşe ve sırasına göre kılar; iki farz arasındaki sünnetleri kılmaz.



· Vaktinde kilinamayan namazlar kaza edilebilir mi?
Kur’an’da
vaktinde kılınamayan namazların kaza edilmesi ile ilgili olarak açık
bir ifade bulunmamakla birlikte, Hz. Peygamber bizzat kendisi vaktinde
kılamadığı namazları kaza etmiş ve ashabına da bunu tavsiye etmiştir:
Peygamberimiz Hendek savaşı sırasında harbin şiddetlenmesi nedeniyle
ikindi namazını kılamamışlar; bunun üzerine “Bizi ikindi namazından
alıkoydular. Allâh onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun”
demiş ve ikindi namazını akşam ile yatsı arasında kaza etmiştir
(Müslim, Mesacid ve Mevadi’u’s-Salat, N. 627). Ayrıca Hayber Fethinden
dönerken, bir yerde konakladıklarında gece uyuya kalmışlar ve vaktinde
kılamadıkları sabah namazını güneş doğduktan sonra kaza etmişlerdir
(Müslim, Mesacid ve Mevadi’u’s-Salat, N. 680). Yine Peygamberimiz “Kim
namazı unutursa veya uyuyup kalırsa hatırlayınca onu kılsın”
buyurmuştur (Buhârî, Mevâkîtü’s-Salati, No: 562; Müslim, Mesacid ve
Mevadi’u’s-Salat, N. 680-684).

Unutma
ve uyuma gibi bir mazeret olmaksızın terk edilen namazların kazası ile
ilgili herhangi bir hadisin bulunmaması, bu namazların kazasının
olmadığını göstermez. Zira, Hz. Peygamberin veya bir müminin prensipte
bilerek farz namazları terk etmesi düşünülemez. Ancak Hz. Peygamberin
bir mazerete binaen vaktinde kılınamayan namazları kaza etmesi ve bu
yönde tavsiyede bulunması mazeretsiz olarak terk edilen namazların kaza
edilebileceğinin de göstergesidir.

Mazeretsiz olarak vaktinde kılınmayan namazların kaza edilmesiyle yetinilmeyip, ayrıca tövbe edilmesi gerekir.



· Yolculukta kilinamayan namazlar nasil kaza edilir?
Namaz,
kişinin zimmetine nasıl ve ne şekilde terettüp ederse, onu o şekliyle
eda veya kaza edecektir. Yolculukta iken namazı kazaya kalan kişi,
evine döndükten sonra da olsa, dört rekatlı olan farzları iki rekat
olarak kaza eder. Mukim iken namazı kazaya kalan kişi de, yolculukta bu
namazı tam olarak kaza eder.
· Hangi vakitlerde kaza ve nafile kilinamaz?
Hiçbir namazın kılınamayacağı vakitler şunlardır:

a) Güneşin doğmaya başlamasından itibaren yaklaşık 45-50 dakika geçinceye kadar olan zaman içinde,

b) Öğle vakti girmesine yaklaşık 10 dakika kalmasından itibaren öğle vakti girinceye kadar olan süre içinde,

c) Güneşin batmasına 45-50 dakika kalmasından itibaren akşam namazı vakti girinceye kadar olan zaman içinde.

Ancak,
güneşin batmasından önceki kerahat vaktinde, o günün ikindi namazının
farzı kılınabilir. Fakat mazeretsiz olarak ikindi namazını bu vakte
kadar geciktirmek mekruhtur.



· Hangi vakitlerde nafile namaz kilinamaz?
Nafile namazın kılınamayacağı vakitler şunlardır:

a) İmsak vakti girdikten sonra, güneş doğuncaya kadar olan sürede (sabah namazının sünneti hariç),

b) İkindi namazını kıldıktan sonra güneş batıncaya kadar olan sürede,

c) Cem edilen namazlar arasında,

d) Farz namazının vaktinin daralması durumunda,

e) Farza durulmak üzere kamet getirilirken,

f) Cuma günü hatibin minbere çıkmasından sonra.



· Kaza namazi borcu olan nafile kilabilir mi?
Kazaya
kalmış namazların kazası ile meşgul olmak, nafile namaz kılmaktan
önemli ve önceliklidir. Ancak vakit namazları ile birlikte kılınan
düzenli nafileler (revatip sünnetler) ve teravih namazı imkânlar
ölçüsünde kılınmalıdır. Hz. Peygamber bir hadislerinde, "Kulun kıyamet
günü ilk hesaba çekileceği konu, farz namazlardır. Eğer bu tamamsa işi
kolaylaşmıştır. Aksi halde, "bakın bakalım, nafileden, bir şeyi var
mı?" denir. Nafile ile farz eksikleri tamamlanır.." buyurmuştur
(Tirmzî, “Salât”,188; İbn Mâce, “İkame”, 202).
· Bir namaz hem kaza hem sünnet niyeti ile kilinabilir mi?
Niyet
namazın şartlarından biridir. Kişinin hangi namazı kıldığını bilmesi;
hangi vaktin namazını kıldığını, farz, vacip veya nafile olduğunu,
müstakil mi yoksa imama uyarak mı kıldığını niyetinde belirlemesi
gerekir. Bu itibarla iki niyetle bir namaz kılınamaz.

· Sünnet namazlar kaza edilir mi?
Kerahet
vakti olmadıkça ve bir sonraki namazın vakti girmedikçe, beş vakit
namazla birlikte kılınan sünnet namazlar kaza edilebilir. Müteakip
vakit girdikten sonra sünnet namazlar kaza edilmez, yalnız farz
namazlar kaza edilir.
· Kisa kollu gömlek veya dar pantolonla namaz kilmanin hükmü nedir?
Kollar,
erkeklerin namazda ve namaz dışında örtmeleri gereken uzuvlardan
değildir. Dolayısıyla erkeklerin kısa kollu gömlekle namaz kılmalarında
sakınca yoktur. Hareketleri engelleyecek şekilde dar pantolonla namaz
kılmak ise, uygun değildir.

· Kadinlar çorapsiz ve basi açik namaz kilabilirler mi?
Buluğa
ermiş müslüman bir hanımın namaz kılarken saçlarını ve diğer avret
mahallini örtmesi gerektiği Hz. Aişe’den rivayet edilen bir hadis ile
sabittir. Peygamberimiz (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah buluğ çağına
ulaşmış kadının başörtüsüz namazını kabul etmez.” (Hakim en-Neysabûrû,
Müstedrek; I, 251. Ebu Dâvûd, Salat, 85. No: 641. I, 422. Tirmizî,
Salat, 277. No: 377. II, 215. İbn Mâce, Tahâre, 132. NO: 655. I, 214.
Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 150, 218, 259. İbn Huzeyme, hadisin sahih,
Tirmizî, Hasen, Hakem ise Müslim’in şartlarına göre sahih olduğunu
söylemiştir.) Ayrıca Peygamberimizin eşlerinin evlerinde baş örtüsü ile
namaz kıldıklarını (Malik, Salat, 10. No: 35-36) ve Peygamberimizin
başı açık namaz kılan genç kızlara müdahale ettiğini ve buluğa eren
kadınların başlarını örterek namazlarını kılmaları gerektiğini bildiren
hadisler mevcuttur. (Ahmed, VI, 96, 236, 238; Tirmizî, Salat, 84. No:
640. I, 420; Ebu Davud, Salat, 85. No: 642. I, 422) Peygamber
zamanından günümüze kadar ki uygulama da böyledir. Bu konuda İslam
toplumunun ortak görüşü hasıl olmuştur.

Buna mukabil, kadınlar ayakları avret mahalli olmadığından, çorapsız namaz kılabilirler.



· Dar veya içini gösteren elbiselerle namaz kilinabilir mi?
Kadınların
el, yüz ve ayakları dışında kalan bütün bedeni, erkeklerin ise göbek
ile diz kapağı arası avret mahallidir. Buraların, namazda ve namaz
dışında yabancılara karşı örtülmesi ve giyilen elbisenin vücut
hatlarını belli edecek şekilde dar, tenini gösterecek şekilde ince
olmaması gerekir.



· Is elbisesi ve pijama ile namaz kilinabilir mi?
Namazın
şartlarından birisi de necasetten (pislikten) taharettir. Namaz kılacak
kişinin elbisesinde, bedeninde ve namaz kılacağı yerde, kan, idrar,
şarap, dışkı gibi namaza mani necasetler bulunmamalıdır. Tesettüre
uymak ve temiz olmak şartı ile iş elbisesi ve pijama ile namaz
kılınabilir.

Bu itibarla, işin
cinsine göre iş elbisesinde bulunan badana, boya, madenî yağlar, pas ve
benzeri kirler namazın sıhhatine manî değildir. Ancak kişi, camiye veya
mescide gidecekse temiz elbise giymesi Kur'an-ı Kerim'in emridir. Örf,
adet ve medeniyet gereği olarak camiye veya cemaate giden kimsenin en
güzel elbiselerini giymesi cemaate saygının bir gereğidir. Gerek evde,
gerek diğer yerlerde tek başına da olsa namazların temiz ve güzel bir
kıyafetle kılınması, şüphesiz daha iyidir.



· Namaz kilarken kibleye yönelmenin hükmü nedir?
Namaz
kılarken Kıbleye yönelmek namazın farzlarındandır. Müslümanların
kıblesi ise, Kâbe’dir. Kâbe’yi görenlerin bizzat kendisine,
görmeyenlerin ise o cihete yönelerek namazlarını kılmaları gerekir. Bu
husus Kur’an-Kerim’de şöyle belirtilmektedir: “(Ey Muhammed! Bundan
böyle) yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir.(Ey Müslümanlar!) Siz de
nerede olursanız olun (namazda) hep o yöne dönün.” (Bakara, 2/144).

Uzaklardan
Kabe'ye yöneliş, ancak takribi olarak gerçekleşebilir. Bu yönelişte
esas olan, namaz kılanın cephesini Kabe istikametinden tamamen
çevirmemesidir.

Yalnız yüzün kıbleden
çevrilmesi ise mekruh olmakla birlikte namazı bozmaz. Bununla birlikte
namaz kılanın, gücü yettiği kadar Kıble'ye doğru bir şekilde yönelmeye
çalışması dini bir görevdir.



· Isyerinde namaz kilmak için izin verilmiyorsa memur ne yapmalidir?
Müslüman
bir memurun ve işçinin, çalıştığı yerde namaz kılması için iş disiplini
ve düzeni açısından işverenin veya amirlerin iznini alması uygun olur.
Yine aynı şekilde işverenin veya işyerinde sorumluluk alan kimsenin,
namaz kılmak isteyen memurlarına ve işçilerine, günlük dini görevi olan
namazlarını kılabilme imkanını sağlaması gerekir. Şayet bu sağlanmıyor
ve çalışanlar da kendi imkanları ölçüsünde namazlarını kılabiliyorlarsa
en azından farzlarını kılarlar. Bu da mümkün olmazsa namazlarını cem
veya kaza ederler.

Ancak işçinin ve memurun namazı bahane ederek mesaisini suiistimal etmemesi gerekir.



· Namazda, dudaklar hiç kipirdatilmadan yaplan kiraat ile kiraat sari gerçeklesmis olur mu?
Fatiha
ve diğer sureleri, namazda dili kıpırdatmaksızın ve ses çıkartmaksızın
zihinden tekrarlama okuma (kıraat) sayılmaz, yani böyle yapmakla
namazın rüknü olan kıraat yerine getirilmiş olmaz. Kişinin kendi
duyabileceği bir sesle, fısıldar gibi, harfleri yerlerinden çıkartarak
ve eğer yanında başkaları varsa onları namazda rahatsız etmeyecek bir
şekilde okuması gerekir.

· Sagir ve dilsizler nasil namaz kilarlar?
Sağır
ve dilsizler, ibadetlerle mükellef olma açısından diğer Müslümanlar
gibidirler. Dolayısıyla namaz kılmakla, oruç tutmakla ve diğer
ibadetlerle yükümlüdürler. Namazın farzlarından olan iftitah tekbiri ve
kıraatin normalde telaffuz edilmesi gerekir. Ancak sağır ve
dilsizlerin, tekbir ve kıraati kalplerinden geçirmeleri yeterlidir.

· Ima ile namaz
İslâm
dini kolaylık üzerine bina edilmiştir. Buradan hareketle sorumluluklar
da kulun gücüne göre belirlenmiş, gücü aşan durumlar için kolaylaştırma
esası getirilmiştir. Hastalık da bu kolaylaştırma sebepleri arasında
yer almaktadır.

Buna göre, ayakta
namaz kılmaya gücü yetmeyen veya ayakta durmakta zorlanan kimse
oturarak namazını kılabilir. Rükû veya secde etmeye gücü yetmeyen kimse
ima ile namazı kılar.

İmâ, namazda
rükû ve secde yerine başla işaret etmek demektir. Bu şekilde namaz
kılan kişi rükû için başı biraz eğer, secde için ise rükûdan biraz daha
fazla eğer. Secdede başını yere koyamayan kimsenin, bir şeyi başına
kaldırarak ona secde etmesi caiz değildir. Bu durumda olan bir kimse
usulüne göre, namazını imâ ile kılar.

Oturarak namaz kılamayan, sırt üstü yattığı yerde imâ eder.

Bir
kişi ayakta durmaya gücü yettiği halde, rüku ve secdeye gücü
yetmiyorsa, ayakta veya oturarak imâ edebilir; ancak oturarak imâ
etmesi daha uygundur. Kaş veya göz ile ima ederek namaz kılınmaz. Başı
ile ima etmeye gücü yetmeyen kimsenin namaz kılması gerekmez.



· Namaz kilarken kaç rekat kildigi konusunda tereddüt eden kimse ne yapmalidir?
Yapılan
ibadet ve amellerin her türlü şüpheden uzak olması gerekir. Şüphe ve
tereddütler amelin değerini düşürür ve kararsızlıklar meydana gelir. Bu
yüzden sözgelimi dört rekatlı bir namazı üç rek'at mı, yoksa dört
rek'at mı kıldığında ilk defa şüphe eden kimsenin bu namazı yeniden
kılması gerekir. Nitekim Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Sizden biri
namazında kaç rek'at kıldığı hususunda şüpheye düşerse namazı yeniden
kılsın" (Zeylâî, Nasbu'r-Râye, II, 173).

Namazda
sürekli olarak şüpheye düşüp kaç rek'at kıldığı hususunda kesin bir
kanaate varamayan kimse, kıldığına emin olduğu en az rek'at sayısını
esas alarak namazına devam eder. Hz. Peygamber, "Sizden biri namazında
şüphe ederse, üç mü dört mü kıldığını bilemezse, şüpheyi bıraksın ve en
az rek'âtı esas alarak namazına devam etsin" buyurmuştur (Nesâî,
“Sehv”, 24; İbn Mâce, “İkâme”, 132.). Buna göre dört rekatlı bir namaza
başlayan kimse, kıldığı rekatın birinci rekat mı ikinci rekat mı
olduğunda kuşkuya düşüp, bir tarafı tercih edemezse, kendisini bir
rekat kılmış sayar ve birinci sayılan rekatın ikinci; üçüncü sayılan
rekatın da dördüncü rekat olma ihtimali bulunduğu için, her bir rekatın
sonunda ihtiyaten teşehhüt miktarı oturur, böylece dört oturuş yapmış
olur ve sonunda sehiv secdesi yaparak namazını tamamlar.



· Imamdan farkli bir mekanda, hoparlör baglantisiyla imama uyulabilir mi ?
İmam
ile imama uyanların namaz kıldıkları yerin bir olması gerekir. İmamın
sesini işiterek veya kendisini görerek namazdaki hareketlerini
anlarlarsa, imama uymak sahih olur. İmamı görmeyen ve sesini de
duymayan kişi, cemaatten bazılarını görmesi veya cemaatten tekbir
getiren kişinin tekbirini duyması halinde imama uyabilir. İmam ile
imama uyanların namaz kıldıkları yerin hakikaten veya hükmen bir olması
gerekir. Bu itibarla, ses bağlantısı olmak kaydıyla, cami olarak
kullanılan binanın farklı kat ve bölümlerinde, imama uyarak namaz
kılınabilir.

· Seferi olan kisi imamlik yapabilir mi?
Seferi
olan bir kişi, hem seferî, hem de mukim olan cemaate imamlık yapabilir.
Seferi olan kişi, dört rekatlık farz namazlarda imamlık yaptığında,
karışıklığa sebep olmamak için, seferî olduğunu, namazı iki rekat
olarak kılacağını, mukim olan cemaatin namazlarını 4’e tamamlaması
gerektiğini hatırlatması uygun olur.

· Kadin imamlik yapabilir mi?
Kadınların
namazda imamlık yapması, bir kadının diğer kadınlara imamlığı ve
kadın-erkek karışık cemaate veya sadece erkeklere imamlığı olarak iki
kısma ayrılır.

Kadının diğer
kadınlara imamlığı konusunda, Hz. Peygamber (s.a.)'in hanımlarından
Ümmü Seleme ve Hz. Aişe'nin kadınlara imam olarak namaz
kıldırdıklarına, bu durumda öne geçmeyip ilk safın ortasında
durduklarına dair ilk devir hadis kaynaklarında bilgiler vardır.
Kadınların günlük beş vakit namazda olduğu gibi, teravih namazında da
diğer kadınlara imamlık yapmaları İs1am fakihleri tarafından caiz
görülmüştür .

Bir kadının, erkeklere
veya kadın-erkek karışık cemaate imamlık yapmasına gelince, Ahmed b.
Hanbel'in Müsned'i, Ebû Dâvûd'un Sünen'i, İbn Hüzeyme'nin Sahih'i,
Beyhakî'nin Sünen-i Kebîr'i ve Hakim'in Müstedrek'i gibi pek çok
kaynakta yer alan bir rivayete göre, Hz. Peygamber, istisnâî olarak
Ümmü Varaka isimli bir hanıma, biri erkek diğeri kadın iki köleden
oluşan kendi ev halkına imamlık yapması için izin vermiştir. Bu
rivayete dayanarak, Ahmed b. Hanbel, Ebû Sevr, Müzenî, Taberî, İbn
Teymiyye gibi alimler, kadının zaruret halinde erkeklere de imamlık
yapabileceğini söylemişlerdir. İçlerinde Ebû Hanife, Şafiî'nin de
bulunduğu fakihlerin çoğunluğuna göre, kadının erkeklere imamlığını
caiz görmemişlerdir.



· Büyük günah isleyen kisi imamlik yapabilir mi?
İmamlık
yapacak kişinin, ibadet ehliyetine sahip olması gerekir. Cemaatle
kılınan namazlarda, imamın namazı sahih olduğunda, cemaatin namazı da
sahih olur.

Büyük günah işleyen
kişinin arkasında kılınan namaz sahihtir (Ebû Davud, “ Salât” 63,
Şevkani, Neylü’l-Evtar, III, 184-185.). Ancak imam olan kişinin,
dindar, günah işlemekten sakınan, cemaat tarafından sevilen, güzel
ahlaklı biri olması uygundur.



· Farki mezhepten bir imama uyarak namaz kilinabilir mi?
Mezheb
farklılığı namazda iktidaya (imama uymaya) engel değildir; bir kimse
başka mezhepten bir imama uyarak namaz kılabilir. Bu imamın kendi
mezhebindeki şartlara aykırı bir davranış içinde bulunup bulunmadığını
araştırması gerekmez. İmamın namazı kendi mezhebine göre sahih
olduğunda, cemaatin namazı da sahih olur.

· Kadinlarin erkeklerle ayni safta namaz kilmasinin hükmü nedir?
İster
cuma, ister bayram, ister cenaze namazı, isterse başka bir namaz olsun,
kadınlar erkeklerle birlikte namaz kıldıkları takdirde, erkeklerden
ayrı, uygun bir yerde namaza durmaları gerekir. Nitekim Hz. Peygamber
(s.a.) namaz saflarını önce erkekler, sonra erkek çocuklar en arkada da
kadınlar olmak üzere düzenlemiş; "Namazda erkek saflarının en
faziletlisi en önde olanı, fazileti en az olanı ise en arkada
bulunanıdır. Kadın saflarının en faziletlisi ise en arkada kalanı, en
az faziletlisi ise en önde olanıdır." (Müslim, “Salat” , 132; Ebu
Dâvud, “Salat”, 97. Tirmizi, “Mevakıt”, 52; Nesai, “İmame”, 32; İbn
Mace, “İkame”, 52) buyurmuştur.

Bu
şekildeki uygulama, kadınların ikinci sınıf konuma indirgenmesi
anlamına olmayıp, herkesin anlayabileceği tabii, fıtri bir takım
sebepler yüzünden, hem kadınların hem de erkek cemaatin daha fazla huşu
ve sükûn içerisinde namaz kılabilmeleri içindir.



· Cemaatle namazdan sonra topluca tesbih çekmek bid’at midir?
Namazlardan
sonra bilinen şekliyle tesbihat ve zikirleri çekmek, sahih hadislerle
tavsiye edilmiştir. Bu tesbihat topluca çekilebileceği gibi, münferit
olarak camide veya cami dışında çekilebilir. Bu nedenle, cemaatle
namazdan sonra topluca tespih çekilmesi bid’at sayılmaz.

· Kunut duasini bilmeyen bir kimse ne yapar?
Sözlükte
Allâh’a ihlasla kulluk etmek, namaz ve duayı uzatmak, sükut etmek, dua
etmek, ibadet kastıyla ayakta durmak gibi anlamlara gelen kunût, dinî
bir kavram olarak, namazda rukûdan önce veya sonra ayakta dua etmeyi
ifade eder.

Hanefîlere göre, vitir
namazının üçüncü rekatında kunut yapmak vaciptir. İmam-ı Azam’a göre
kunutta tekbir almak ve kunut duaları olan "Allahümme innâ neste’înuke"
ve "Allahümme iyyâke na’büdü" dualarını okumak vaciptir. Ancak İmam
Muhammed ve Ebû Yûsuf’a göre, tekbir almak vacip, kunut dualarını
okumak ise sünnettir. Bu duayı okuyamayan kimse “Rabbenâ âtinâ” duasını
okur veya üç defa “Allahümmeğfir lî” der. Namazda kunutu unutan kişi,
namazın sonunda sehiv secdesi yapar.

Şâfiî
ve Mâlikîlere göre ise, sabah namazının ikinci rekatinde, rükudan sonra
kunut yapılır. Sabah namazında kunut yapmak Şâfiîlere göre sünnet,
Mâlikîlere göre ise müstehaptır. Şâfiî veya Mâlikî imamın arkasında
sabah namazı kılan bir Hanefî, dilerse kunut duasına katılır, dilerse
sessizce bekler.

<a href="http://utkuygun.com"><span style="font-size: x-large;">Utkuygun.COM | Hayattan Bir Parça</span></a>
Utkuygun.COM - Güncel hayat,teknoloji ve tasarım blogu
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://utkuygun.com
!HaYaLeT!
Amatör Üye
Amatör Üye
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 131
Başarı Puanı Başarı Puanı : 281
Rep Puanı Rep Puanı : 0
Bölümü Bölümü : Afyonkarahisar
İş/Hobiler İş/Hobiler : Öğrenci
Lakap Lakap : Bulut

MesajKonu: Geri: Namaz Nedir ?   C.tesi Şub. 27, 2010 1:57 pm

Teşekkürler...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://info.forumdizini.com
DeepCore
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 615
Başarı Puanı Başarı Puanı : 2406
Rep Puanı Rep Puanı : 1
Bölümü Bölümü : Bursa

MesajKonu: Geri: Namaz Nedir ?   Perş. Haz. 10, 2010 5:12 pm

Evet çoğu soruya cevap niteliğinde tşk'ler ...

<a href="http://utkuygun.com"><span style="font-size: x-large;">Utkuygun.COM | Hayattan Bir Parça</span></a>

TurkoBoard
Yönetim
#Forum Kuralları# #Duyurular#
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Namaz Nedir ?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» 1.Hidrokinezi Nedir?
» Bugün Sizi Anlatan Söz Nedir? :)
» WOLFTEAM İLE İLGİLİ HERKEZİN KAFASIN YORAN KP ...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Dinimiz İslam :: Temel Bilgiler-
Buraya geçin: